burkibey's profileBağımsız Fransız Filmi T...PhotosBlogLists Tools Help

Bağımsız Fransız Filmi Tadında

koskoca şehir, bir de ben

burkibey

There are no photo albums.
March 19

daha fazlası

Vakit geçtikçe her şey daha da netleşiyor. Eskiden verdiğim bir kararın yanlış olduğunu görmem için en azından bir kaç ay geçmesi gerekirken, artık bir kaç gün yetiyor. Ne kadar steril ve seçilmiş olsa da gene de içerisine düştüğüm hayat tam anlamıyla kaotik. Herşeyin ötesinde bu şehir rastlantısal ve yorucu... Hiç beklemediğimiz bir anda size olağanüstü bir mutluluk verebilir ya da sizi sudan çıkmış balığa döndürebilir. Zaman geçiyor ve çevremdeki olup bitenlere karşı giderek daha duyarsız hale geliyorum, kendi standartlarımda 'iyi' bir insan olmak bile bazen yanlışmış gibi geliyor. Herşey çarpık, herşey yanlış. Sen niye iyi olasın ki?

***

Otobüsteyim ve kalabalığın arkasında oturmuş olan kızı gördüğüm zaman beynimden vurulmuşa dönüyorum. Sara bu. Bizim yaşlarımızda bir çocukla konuşuyor. O an için o şaşkınlıkla bağırmak istiyorum. ''Ne işin var İstanbul'da, neden bana haber vermedin?''. Kız kafasını çeviriyor ve bu açıdan Sara'ya çok benzeyen bir Türk kızı olduğunu anlıyorum. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi, sakin olmaya çalışıyorum.

***

İşlerin benim açımdan aman aman yoğun olmadığı zamanlar.6'dan sonra çıkıp birileriyle birşeyler içmek, sohbet etmek istiyorum. Aradığım onca insanın pek çoğu çağrıma cevap vermiyor, kimisi ise bu akşam olmayacağını söylüyor. Sosyal ihtiyaç inatçılığımı tetikliyor ve eski sevgilimi dahi arıyorum. En son seçeneğim tarafından reddedildikten sonra evin yolunu tutuyorum.

***

Sürekli olarak hayatımda hiç birşeyin sabit kalmadığına kafa yoruyorum. Aynı suda iki kez yıkanılmaz pekala ama bir insanın beğenileri, çevresindeki insanlar bu kadar hızlı da değişir mi? Default kalan birşeyler elbetteki var. Bütün bu düşüncelerimin arasından Ipod'umdan onun sesi yükseliyor. Sebepsiz yere gözlerim doluyor... When she walks, shes like a samba, that swings so cool n sways so gentle







March 09

to blend in (in Istanbul)

Dun gece cok eglendim.
Duses gecelerim vardir zaman zaman. Bir anlamda boyle ortada ciddi anlamda planlar olmasa da eglenmeye mecbursundur. Guzel insanlar olur, guzel muzik olur, kafan guzel olur.

Oyle bir geceydi. Ki aslinda yapmis oldugum haftasonu planlarina bakarsak bu ay boyle gececekmis gibi. Gecen sene yasadigim hayatla karsilastirilamayacak kadar farkl aslinda... şaşırtıcı!

tek bir sorum var kendime:
su anda midemi hissetmiyorum ama garip bir sekilde de bilincliyim. (bunun olcusu de -de'yi ayri yazabiliyor olmamdan mütevelli diyelim)
ama ben midemi hissetmiyorum.
ve benim midem zaten iyi bir mide degil.
ve ben cok fazla alkol tuketir oldum.
ülser mi alkolizm mi yoksa her ikisi birden mi?

simdiye kadar kaliteli seks ve cikolata disinda birseylere ciddi anlamda kaptirmadim kendimi.
ikisine de bagimli degilim ayrica...yeterince endorfin salgilayamasam da ikisi olmadan da yasarim.
alkol baska bi noktaya gelmek uzere.
ve birseyleri onceden gorebiliyorsam eger.. ki belki de gec bile kaldim ama.. alkolle ilgili problemlerim var.
simdi yaticam ve midemin agrisi gecene kadar uyanmayacagim.
March 07

Bu Hafta Neler Øğrendik?

- Alkol almadigimin ertesi gununde kendimi inanilmaz iyi ve enerjik hissedebildigimi.
- Pfizer Onkolojinin bok gibi para kazandigini
- Gamze'nin bes kadinin menstruasyonu gucunde patlayabildigini
- Selcuk'un butun kisisel sebepler bir yana  o igrenc/ ikiyuzlu, politik anlamda butun yanlislari barindiran ulkede nasil kalabildigi ve o insanlara nasil hizmet edebildigini anlamadigimi
- Isimi gercekten sevdigimi ve Cortex calisanlarinin coktan hayatimin onemli bi parcasi haline geldigini
- Herhangi adam akilli bisiy uretmek icin Adam Smith'i hatim etmemin sart olmadigini
- Donem donem yurtdisinda olsam da bu sehre yani Istanbul'a acayip bagli oldugumu ve buyuk ihtimalle burada olecegimi.
- Annemi bi kasik suda bogmaya cok cok yakin oldugumu
- Fazla kaptirmadan... yeni birseyin basinda oldugumu... yeni ve guzel birseyin...birinin...


January 28

Dün Gece

Dün gece gerçekten aynı hataları nasıl olup da sürekli tekrarladığımı, onlardar ders almak bi yana daha da aptalca versiyonlarını gerçekleştirdiğimi falan anladım. O anı gerçekten unutmamalıyım. Telefonda ona karşı nasıl ucuz/devot/domestik/aşağılık bir romantiğe dönüştüğüm kısmını kesinlikli unutmamalıyım. Ailesinin yanından bana telefon açtığında benimle iş arkadaşı gibi nasıl konuştuğu kısmını unutmamalıyım. Yağmur altında gerzek gibi nasıl da beklediğimi ve aslında Godot'u beklediğim faktörünü gerçekten unutmamalıyım. İşle yaşadığım stresin ve sosyal hayatımın erimiş olduğu faktörünü eşitlemek adına nasıl bir boşluğa düştüğüm gerçeğini göz ardı edemem. Etmemeliyim.

Dün geceki buraktan tiksiniyorum. Einfach ekelhaft!
January 26

Mir kann nix passieren!

  • Nach einigen Monaten bin ich wieder da. Mit meinem Herz, Seel und ausgeschöpften Körper... Ich wollte eine lange pause, um etwas wiederzubauen. Der dauer der Herstellung hat irgendwie mich überrascht und auch erschreckt. Wann habe ich das gemerkt? Wann habe ich was von mir verloren? Meine Zuversicht, meine zukunftige Pläne und mein Logik. Sie haben sich irgendwo versteckt so dass ich Zweifle habe ob sie wirklich noch da sind oder nicht.  Die hauptsache ist, wie ich derzeit wieder und wiederhole, mir geht's gut, bestens. Etwa erschöpft, etwa down ab und zu zu down aber ich mache alle dinge für meinen zukunft und man muss das schätzen.
  • Hayır Selçuk. Henüz o kadar kendimi kaybetmedim. Beni kendimden geçirebilir ama bi süre sonra sırf ondan kurtulmak için beni allahın ortadoğusundaki çöllere sürüklemez. Uğraştiğim ettigim seyleri bir anda siktir etmeme sebep olmaz. Sadece şunu gördüm: Hani bazen hayati birileriyle gecirebilir miyiz gozuyle bakiyoruz ya? Sonra da biraz utopik geliyor. Belli kistaslar oluyor ve onlarin hepsinin ayni anda bulunmasi ya da en azindan pek cogunun ayni anda bulunmasi biraz imkansiz gibi oluyor falan filan... Bu sefer ki doluluk orani gayet yuksek. Ben karizmatik insanlari severim. Toplum icerisinde insanlarin ilgiyle dinledigi. Adam akilli cumle kuran insanlari severim. Soyledikleri sacmasapan bir sey bile saglam bir etki uyandirabilir. Ben mavi gozleri seviyorum cunku ben de yoklar ve kahverengi gozler beni sıkıyor. Onun disindaki negatif faktorlerin gayet de farkindayim tabii ki. Merak etme. Sirf evli olmasi da degil...
  • Thats all folks by the way. I hope i am back. No one is sure Sarcastic


June 21

Whisper Me!

Bu yaziyi senin icin mi yaziyorum yoksa daha 23 yasinda olmama ragmen gecmisi yad etmekde herhangi bir 70likten farki olmayan kendim icin mi? Bilmiyorum.

Cok da onemli degil zaten. Sadece yillar sonra belki de Ghost Whisperer ile birlikte bana lise yillarimi tekrar hatirlattin. Lise'yi degil de o donem gecen sureyi, hezeyanlarimi, kesiflerimi ve sonucunda kendimi kabul edisimi ya da edemiyisimi.

Neydi Jen, Gecen Yaz Ne Yaptigini Biliyorum ha. Kaldi ki ondan oncesi de vardi, senelerce Party of Five'i, Beverly Hills 90210'a yeg tutmus biri olarak. Peki ya lise 2 zamanlarinda gayet taze bolum degistirip kendime baska turlu sorunlar yiktigim bir donemde Time of Your Life sebebiyle nasil eve kosusturdugumu hatta bir keresinde Cografya hocamin bana duskunlugunu kullanip dersten erken cikip ilk otobuse atlayip direkt televizyon karsisina kuruldugum zamani...

Hani baskalari da vardi senin gibi. Cogunlukla kurmaca karakterler. Muhtemelen senden benim beynimde bir sekilde kendimi kotu hissettigim zamanlarda tutundugum bir karaktersin Jen. Yani yufka yurekli, dinlemesini bilen, steryotip sarisinlardan guzellik anlaminda hic bir farki olmadigi halde (!) bambaska bir sekilde ruha hitap etmesini de bilen ama ne zaman aglamak istesem de gozlerimin onune getirsem kendimi iyi hissedecegim bir kizkardes gibi... Hersey bu denli ruhsal degildi tabii seni becermekte istedim uzun sure ama sanirim daha sonra hayatimla ilgili bir karar verdim. Ya onu sec Burak ya bunu gibi. Aslinda simi dusunuyorum da Jen, kendimi normalde ergenlerin bastirdiginin tersi seklinde bastirdigimi. Neden ki acaba Jen? 'Bi Now, Gay Later?'' diyor Amerikalilar. Sanirim pek cok tanidigim insan tanidim kendisini bogaza ucuncu kopru gibi asilmis durumda hissedip kimildayamayan ve hayatinin agzina sican. Sanirim bu yuzden. Evet Jen, metaforlarin hepsinin agzina sictigiminda farkindayim ama sadece su gunlerde sana bir kez daha ne kadar duskun oldugumu hatirladim. Almanlarin dedigi gibi ''Das tut so so gut''. Neden bilmiyorum.

Tekrar hatirliyorum da Audrey Hepburn'i canlandirdigin belgeseli 56k internet (aslinda 35k'nin ustune bile cikamiyordu cunku hat analogtu) nasil saatler suren ugras sonucu indirip bir tepsi uzerinde en sevdigim yiyeceklerle birlikte tukettigimi. Aslinda ben seni tanimiyorum bile, sadece kendimi tanimaya calisiyormusum. Aslinda o donemlerde insanlarin asiriliklari olurmus da sanki ben seni secmisim, baska tipler Jennifer Lopez'i ya da Tarkan'i ya da Fenerbahçe'yi ya da ya da bu tarz bir seyi yeğ tutarken.

Sonucta bir gercek var ki sen iyi bir oyuncusun. Bu yaziyi da ingilizce mi yazsam diye dusundum aslinda cunku bilmiyorum neden olmasin gunun birinde belki cok yakin bir linkten bu sayfaya sekerdin de bir comment birakirdin. Turkce ogrenmek gibi bir durumun olmayacagini tahmin ederek, gunun birinde bu sayfaya dussen bile ne ifade ettigini anlamadan baska bir sayfaya
yonleneceksin. Hayat da boyle bir sey zaten!

June 15

Prädikat.

Wär dein Liebe ein Boot, in dem ich würde sinken > UND < Wär dein Liebe ein Floss so dass ich in not wär.
Worunter leide ich? Darunter dass keinen Verantworungen übergenommen habe. Nü, es's nicht die Wahrheit. Wie oft kann ich mich unterschätzen?
Wär dein Liebe ein politische Partei, an der ich teilnehmen würde > UND < Wär dein Liebe mutig, mäche ich das und dies.
So wo stehen wir?
Wie viele ''ihn''e, von denen ich mich verlassen kann.
<ODER>
Wie viele ''ihn''e, auf denen ich mich verlassen kann.
<ODER>
Wie viele ''ihn''e, hinter denen ich weinen kann
<ODER>
Schweige, und macht das Logotype.. schließlich ist das beste, was du mächst.